İsmail Eğler’in işleri gerçekle kurgu arasında gider gelir.
.
Eğler’in video işleri; doğrudan ya da bir pencere arkasından görülen şeyleri, gündelik detayları çerçeveler. Basit kurgusal müdahalelerle gerçeklik algısı sekteye uğratılır. Çerçevelenenin içinde saklı duran davranışı bulup, ortaya çıkarmak önemlidir. Davranış, görüntülenmiş mekan içinde potansiyel olarak bulunan özgün bir zaman-mekan rejimi ortaya çıkarır, zamana ve mekana dair olanaksız bir olasılık fikri barındırır.

Eğler’in Immersive olarak gruplanan işlerinde; spesifik mekanlar için oluşturulmuş kurgu, kendini zaman içinde açarak ilerler ve ziyaretçiye içinde bulunduğu konumu sorgulatır.  Kurgunun nerede başladığı ve gerçeklikle nerede iç içe geçtiği muğlaktır. Bu muğlaklık işlere katmanlılık getirir. Sembolik bir anlamlandırmaya gitmektense, işlerle karşılaşan kişiler kendi hafızasından geri çağırdıklarıyla işi yorumlar. Kapsayıcıdır (immersive) ve kimi zaman  ziyaretçiyi katılıma zorlar.

Eğler’in eserleri sonuca dair her olasılığın önceden hesap edilerek tasarlandığı durumların aksine; temel bir his etrafında yoğunlaşan dijital teknoloji, sanatçının eser üzerindeki kendi kontrol yetkisinden kurtulmayı arzuladığı durumlarda bir tür öngörülemezlik üretmek için kullanılır. Dijital medya, işlerin bütününde etkin olarak kullanılsa da, ”dijitallik” imgesi ya da yeni teknolojilere dair olma durumu bir dil olarak sahiplenilmez. Kurulan yapılar ve elemanların davranışları sanal uzaydan çok reel dünyaya dairdir ve maddesel evrendeki düzeni çağrıştırır

…….

Doğanın ya da kent hayatının gündelik zaman-mekan akışından süzülmüş imgeler, o akışın dışından gelen bir dokunuşla sakinleştirilmiş, derinleştirilmiş. İmgeler zarifçe tutulup durultulduklarında, akışın içindeyken görünebilir olmayan varlıklarını yavaşça açmaya başlıyorlar. Onlara dokundukça özerk varoluşlara ve kendilerine özgü davranışlara sahip olduklarını açığa çıkarıyorlar. Onlara nasıl dokunulacağını bilmek ise onları dinlemekten geçiyor. Her imge, dokunulduğu zaman yavaşça dönüşerek kendine özgü bir zaman-mekana doğru harekete geçiyor. Artık kendi biricik zaman-mekanında devinen imge, gündelik zaman-mekan akışına tutsak olan göz için meditatif bir seyirlik haline geliyor.

Nil Aynalı Eğler

 

Eğler’s video works mostly frame daily matters that are seen directly behind a window.  Perception of reality is interrupted by simple formal interventions.

It is significant to find and reveal the hidden demeanour within the framing. The demeanour discloses a unique time-space regime which potentially present in the displayed space, and harbours the notion of an impossible possibility of time and space.

In his immersive works, the narrative created for specific spaces, reveals itself over time, and makes visitors question the space in which they are present.

It is ambiguous where the fictional starts and where it actually intertwines with reality.  Instead of making a symbolic meaning, he let the visitors to interpret the work as they recall from their memory. His works aim to direct the visitors to the existential realm by breaking the bond with the environment in which surrounds them.  His works are highly immersive and often make visitors participate to the work.

Instead of the situations where every possibility regarding the result is calculated, digital technology is used to create unpredictability when the artist wants to dispose his control over the work of art. Even though digital media is used effectively in the work, image of “digital” is not assumed as a language. Constructed structures and the demeanor of the elements belong to the real world rather than the virtual and evokes a feeling on behalf of the materiality.